1. İçerik
  2. Navigasyon
  3. Diğer içerik
  4. Anahtar kelime navigasyonu
  5. Arama
  6. 30 dil arasından seçiminizi yapın


 

Yorum | 19.06.2008

İsrail'in çifte barış stratejisi

İsrail kuzey ve güney sınırlarındaki istikrarsızlığa son vermeye çalışıyor. Hamas ile ateşkes, Lübnan’a barış müzakerelerine başlama teklifi ve Suriye ile dolaylı görüşmeler... DW'den Rainer Sollich'in yorumu...


Ateşkes yürürlüğe girmeden hemen önce militan Filistinliler’in İsrail sınır bölgesine düzenlediği füze saldırıları, İsrail ile Arap komşuları arasındaki barış ve sükunet çabalarının ne kadar kırılgan bir zemin üstünde olduğunu gösteriyor.  İsrail tarafında da belirsizlikler var. Yolsuzluk iddiaları nedeniyle siyasi olarak hayatta kalma savaşı veren Başbakan Ehud Olmert’in daha ne kadar görevde kalabileceği bilinmiyor. Filistin, Suriye ve Lübnan ile olan sorunlar, bir çırpıda çözülüp iç siyasi kurtuluş hamlesi olarak kullanılamayacak kadar karmaşık.  Ayrıca Olmert, barış politikalarıyla şu an halktan da pek destek göremeyecektir. Hamas ile anlaşılmasına ya da 1967'de işgal edilen Golan Tepeleri’nin Suriye’ye geri verilmesine halkın desteği son aylarda düştü.

Hamas'ın prestiji arttı

İsrail ile Hamas arasında Mısır’ın arabuluculuğuyla varılan ateşkes, şimdiye kadar dışlanan Hamas’ın prestijini artırdı ve dolaylı olarak Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın Fetih hareketini zayıflatmış oldu. İki tarafın ateşkesi gerçekten uygulayıp uygulayamayacakları önümüzdeki günlerde görülecek. Bu noktada çeşitli olasılıklar var. Hamas ateşkes ortamı ve Gazze Şeridi’nin kısmi olarak açılışını, silahlanmayı sürdürmek ve diğer silahlı grupları himaye için kullanabilir. Ama Gazze’de yaşayan halkın geleceğiyle ilgili gerçek bir siyasi sorumluluk üstlenmek ve uluslararası izolasyonu kırmak için de ateşkesten yararlanabilir. İkinci şık şu an için sadece bir umut. Ancak ortaya çıkan şu ki, gelecekte İsrail ve Filistin arasında yapılacak herhangi bir barış düzenlemesinin, Hamas hesaba katılmadığı sürece hiçbir şansı olmayacaktır.

İsrail’in Lübnan ile barış görüşmeleri de, eğer gerçekten hayata geçirebilirse, bir o kadar zorlu görünüyor. Sadece toprak bölüşümüyle ilgili karmaşık sorunlar nedeniyle değil, aynı zamanda Lübnan’daki büyük Filistin mülteci kampı dolayısıyla. Lübnan’da Batı yanlılarıyla Suriye yanlıları arasında hükümet kurma çalışmaları beklendiği gibi zorlu geçiyor. Ancak 2006 yazındaki savaşın acı kayıpları Lübnanlılar arasında partilerüstü bir birlik yarattı. İsrail ile uzlaşmaya hazır görünümü vermek, Lübnanlı bir politikacı için kendi kendini koltuğundan etmek anlamına gelir. Ne de olsa yeni hükümette yer alan Hizbullah temel meşruiyetini İsrail’e karşı yürüttüğü silahlı mücadeleden alıyor.

Suriye'nin İran bağımlılığı

Başarılı sonuç umudu bu durumda dolaylı olarak Suriye ile yürütülen barış görüşmelerine kalıyor. Barışa ulaşmak burada da uzun zaman alacak. En azından Suriye Devlet Başkanı Beşir Esad ülkesini temkinli de olsa dışarı açmaya ve tek taraflı İran bağımlılığından çıkarmaya istekli olduğunun işaretlerini veriyor. Ama Esad da zeki taktikleri ve önceden kestirilemeyen hareketleriyle bilinen bir isim. İsrail ile geniş kapsamlı bir barış anlaşmasının bedelini ABD’den ekonomik yardım ya da iktidarının varlık garantisi olarak isteyecektir.

Sonuç olarak: Ortadoğu’da birşeyler harekete geçti. Yön doğru. Ama sonuç tamamen belirsiz.

 

Rainer Sollich

 
Share this article

Bize yazınYollaYazıcıya gönder

Diğer başlıklar



 

DW-TV EUROPE live

Journal (english) - With Reporters

Günün Fotoğrafları
ImageOfTheDay