Basın | 29.08.2008
29.08.2008 - Alman basınından özetler
Bugünkü Alman basınında, Gürcistan krizi yüzünden Rusya ile NATO arasındaki gerginlik, ABD'de Demokratlar'ın parti kongresi ve Almanya'da işsizlerin sayısındaki gerileme ile ilgili yorumlar göze çarpıyor.
Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi, Gürcistan’ın ayrılıkçı bölgelerinin bağımsızlığını tanıyan Rusya’ya nasıl yaptırım uygulanabileceğini tartışan Avrupa Birliği’nin ortak tutum belirlemesinin zor olduğuna dikkat çekiyor:
“Önemli olan, Avrupa Birliği’nin, ‘Gürcistan müdahalesini tasvip etmeme’ bildirisi yayınlamaktan fazlasını yapıp yapamayacağıdır. Belki de, şimdiden yaptırımlardan söz etmenin zamanı değildir. AB ile Rusya arasındaki ortaklık görüşmelerinin protokol düzeyinin düşürmek ya da dondurmak suretiyle yaptırım sınırının altında kalınabilir. Görünen, batılı hükümetlerin Moskova ile diyalog bağını koparmak istemedikleridir. Bunun aksi, kriz yönetimi açısından da akılsızlık olurdu.”
Berlin’de yayımlanan Tageszeitung gazetesinin Kafkasya anlaşmazlığının yol açtığı Rusya ile Avrupa arasındaki gerginliğe şu satırları ayırmış:
“Rusların çoğunluğu Gürcistan’ı saldırgan taraf addediyor ve Kremlin’in uygun tepki gösterdiğini düşünüyor. Batının savaşın sorumluluğunu çarpıtmasını esefle karşılayan Rusya batının basın özgürlüğü efsanesine olan inancını da kaybediyor. Moskova’daki otoriter rejim Amerikan ve Avrupa medyasını halkın gözünden düşürmeyi gerçekten başardı. Ama Rus propagandasının bir kusuru var: Sadece Rusları muhatap alıyor ve uluslar arası alanda meyve vermiyor.”
Süddeutsche Zeitung gazetesi baş yorumunda, Demokrat parti’nin başkan adayı Barack Obama’yı, Yunan mitolojisinin, göğe yükseldikten sonra güneşten kanatları yanan kahramanı İkarus’a benzetiyor:
“Son on başkanlık seçiminden yedisini kaybeden Demokrat Parti’nin solcu ve liberal sempatizanları Beyaz Saray’ı kazanma mücadelesine, tıpkı İngiliz milli takım oyuncularının Dünya Şampiyonaları’ndaki penaltı atışlarında yaptığı gibi, özgüvenden yoksun çıkıyorlar. Sanki tanrılar sonunda hep karşı tarafın kazanmasını istiyor. Bu senaryonun son kahramanı Barack Obama, Kennedy ve Martin Luther King’in vasiyetlerini yerine getirme iddiasında. Şimdi konuşmalarıyla yarattığı beklentilerin altında eziliyor. Obama bütün dünyanın umudu oldu. Hem Amerika’yı yeni ufuklara taşıyacak, hem de Vaşington’da partiler üstü uzlaşma arayacak. Hem Amerikan süper gücüne eski ihtişamını kazandıracak, hem de ülkesini dünya ile barıştıracak. Etten kemikten hiçbir varlık böylesine ilahi bir görevi başaramaz.”
Neue Osnabrücker Zeitung gazetesi, Barack Obama’nın, ırkçılığın onay bulmadığı seçmen kitlelerine ulaşamadığı görüşünde:
“Bütün siyahi Amerikalılar başkan adayı çıkarmış olmakla övünebilirler. Ama bu Obama açısından son derece riskli bir zafer. Çünkü o, rengi ne olursa olsun bütün Amerikalıların başkanı olma iddiasında. Irkçılık aslında, işçi, küçük esnaf ve orta halli aileler gibi Baracak Obama’nın erişemediği seçmen kitlelerinin popüler saymadığı bir konu. Bu seçmenler iş ve aşını kaybetmekten korkuyor. Böyle bir ortamda başkan adayının, aynı zamanda geçmişte yapılan ırkçı haksızlıkları da telafi etmek için seçilmek istediği intibaını uyandırmaması lazım.”
Bonn’da yayımlanan General-Anzeiger gazetesi Almanya’nın istihdam piyasasındaki gelişmeyi şöyle yorumluyor:
“Alman ekonomisinin durgunluk, hatta daralma sürecine sürüklendiğine dair açıklamalar karşısında işsizliğin azalmış olmasına uzmanlar da şaşıyor. İşsiz sayısı bir yılda yarım milyon azaldı, kalifiye eleman talebi arttı, meslekli eğitim imkanları genişledi. Alman şirketleri depresyon havasındalar ama henüz hiç de öyle davranmıyorlar.”
Financial Times Deutschland gazetesi ise istihdam piyasasının konjonktürdeki dalgalanmalardan geç etkilendiğini hatırlatıyor:
“İstihdam rakamlarının parlaklığı konjonktür kanunlarını geçersiz kılamaz. İstihdam piyasası, ekonomik büyümedeki iniş çıkışların faturasını gecikmeyle öder. Bu bakımdan, işsizliğin azalmasının alarm sinyallerini haksız çıkardığı sanılmamalı. Aylardır şirketlerin ekonomik beklentileri kötüleşiyor. Sipariş girdileri de durma noktasında.”
















